|
|
|
Tarih : 05.10.2009 - 01:22:03 |
|
| Koç Holding ve Doğan Grubunun TÜSİADda yaptığı ittifakın perde arkasında neler yatıyor? Ünal Tanık, hükümetin vergi araştırmasında yeni hedefini ve Koç-Doğan ittifakının neyin habercisi olduğunu yazdı. |
|
|
|
İş dünyasında garip bir ittifak oluşmaya başladı. Bu ittifakın önümüzdeki günlerde çok daha keskinleşeceğini net bir şekilde ifade etmek isterim.
Bu iddia durup dururken bu nereden çıktı demeyin.
Anlatayım.
Su yüzüne çıkan ittifak, somut bir şekilde TÜSİAD’ta kendini gösterir oldu. Patronlar Klübü’nün son Yüksek İstişare Kurulu toplantısında, içerde neler olduğuna ilişkin önemli ayrıntılar ortaya çıktı.
Kamuoyuna yansıyan kavganın aslında neyin ifadesi olduğunu anlama bakımından, haberi gözden kaçıranlar için özetlemekte fayda var:
TÜSİAD Başkanı ve aynı zamanda Aydın Doğan’ın kızı olan Arzuhan Doğan Yalçındağ, babasının şirketlerine kesilen 3.7 milyar dolarlık cezanın, “verginin siyasallaştırılması” olduğunu ileri sürdü.
Uzun zamandır TÜSİAD toplantılarına katılmayan Ali Koç da bu kez ağabeyi Mustafa Koç ile birlikte toplantıya katıldı ve Arzuhan Doğan Yalçındağ’a destek verdi. Yumruğunu masaya vuran Ali Koç, verginin siyalaşması karşısında TÜSİAD’ın da yumruğunu masaya vurması gerektiğini söyledi.
Özal’ın müsteşarlığını yapan ve daha sonra ANAP’tan politikaya atılan ve halen Hayat Holding Yönetim Kurulu üyesi olan Yıldırım Aktürk’ün, “TÜSİAD’ın ilanla hükümet devirdiği günlerin geride kaldığını” ima etmesi ortamı gerdi.
Aktürk’ün, Aydın Doğan’ın kızı Yalçındağ’a, “medya gücünü kullanarak elde ettikleri avantajları” hatırlatması üzerine ortam iyice gerildi ve toplantı sona erdirildi. TÜSİAD üyelerinin önemli bir kısmının bu tartışmaya sessiz kaldığını kulis bilgilerinden öğreniyoruz.
Bu bilgiler, medya kulislerinde yankılanıp durdu.
Şimdiye kadar büyük patronlar, Koç ne derse o yolda giderlerdi. Öteki üyelerin Koç’un arkasında durmaması ve oluşan Koç-Doğan ittifakına destek vermemeleri önemli bir ayrıntı.
“KÜÇÜK ESNAF YERİNE BÜYÜKLER” HEDEFİ
TÜSİAD’daki Koç-Doğan ittifakı, önümüzdeki günlerde yaşanacak yeni fırtınaların habercisi. Neyin habercisi olduğuna geçmeden baba Koç’tan bir anekdot aktarıp, temelde hükümete nasıl baktığına dair bir algıyı paylaşmış olayım.
2001 seçimleri öncesinde, siyasi atmosfer henüz ısınıyordu.
AK Parti’nin yıldızı parlamaya başlamış, geniş kitlelerin sıcak ilgisini gördüğü günlerdi. Her işini yaptırdığı üçlü hükümeti oluşturan partilerin zorda olduğunu gören Rahmi Koç, canlı yayında bir iddiada bulunmuştu.
3 Ağustos 2001’de, Taha Akyol’un “Eğrisi Doğrusu” programına konuk olan Rahmi Koç, CNN Türk’teki konuşmasında AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı net bir şekilde itham etti. Erdoğan’ın seçim için kullanacağı 1 milyar dolarlık serveti olduğu iddiasını öne sürdü.
Koç Holding, Yönetim Kurulu Başkanı’nın ağzından canlı yayında çıkan bu sözleri aradan 4 gün geçtikten sonra tevil etmeye kalktı.
Koç Grubu, bu iddialarla AK Parti’nin önünü, daha halkın iradesi ortaya çıkmadan kesmeye çalışmıştı.
***
Bu anekdotla çok gerilere gidip kafanızı karıştırdığımı biliyorum. Bu ayrıntıyı paylaşmamın nedeni, bir süre hükümete karşı savaş baltalarını gömen Koç Grubu’nun yeniden başladığı noktaya geldiğini anlatmak içindi.
Koç’un savaş baltalarına yeniden başvurmalarının temelinde yatan neden ise hükümetin bir süre önce sessiz sedasız başlattığı bir uygulama.
Talimatın bizzat Başbakan Erdoğan tarafından verildiği belirtiliyor. Erdoğan’ın Maliye Bakanlığı’na verdiği talimat çok açık ve net:
“Vergi kaçırıyor diye küçük esnafla uğraşmayı bırakın. Vergi kaçağını büyükler yapıyor. İlk 100’ü inceleyin yeter.”
İşte bizzat Başbakan Erdoğan tarafından verildiği söylenen bu talimat üzerine Maliye Bakanlığı denetim elemanları, bugüne kadar kapısından pek geçmediği büyükleri mercek altına aldı.
Büyüklerdeki kaçağı ortaya çıkarmak o kadar kolay değil elbette. Hepinizin bildiği gibi, şirketlerde en değerli emekli bürokrat, Maliye Bakanlığı denetim elemanlarıdır. Büyük holdingler, emekli olduklarında Maliye uzmanlarını kapma yarışına girerler.
Emekli maliye uzmanlarının bu kadar kıymetli olmasının nedeninin ne olduğunu söylemeye gerek var mı?
Birincisi, bürokrasinin kıvrımları arasında nasıl yol alınacağını iyi bilirler, ikincisi de bir sorun ortaya çıktığında nasıl davranılacağına dair uzmanlıkları vardır.
***
Başta Koç Holding olmak üzere dev şirketler, tarihinde ilk kez ciddi bir şekilde karşılarında Maliye uzmanlarını görüyorlar.
Çiğ yemedilerse karınlarının ağrımayacağından emin olsunlar. Yumruğunu masaya vurup, bir de sivil toplum kuruluşlarının arkasına geçip ateş etmelerine gerek yok.
Uzmanlar görevini yapıyor. Niye korkuyorsunuz ki� küçük esnaf, sizin ilk kez tanıştığınız Maliye uzmanları ile yıllardır iç içe yaşıyor.
Korkmayın, onlar görevini yapıyor. Emin olun sizin çalışmalarınıza engel olmazlar. Denetimlerini yapar ve çeker giderler.
Ama anlaşılan durum öyle değil. Mehmet Şimşek’ten önceki dönemlerde kimlerin kimlerle kolkola olduğunu bilenler biliyor.